RÖPORTAJLAR:
hakaner6060@gmail.com
RÖPORTAJLAR
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş; erken tanı, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve akıllı ilaçlar sayesinde birçok kanser türünün artık kontrol altına alınabildiğini; ileri evrede tanı alan hastaların da gelişen tedavi yöntemleriyle yıllarca normal yaşamlarını sürdürebildiğini vurguluyor. Karadurmuş, Değer dergisinde Hakan Erdem’e verdiği özel röportajda kanser hastalarına ve yakınlarına “Yalnız değilsiniz; hekimler, sağlık çalışanları ve bilim insanları olarak sizinle birlikte mücadele ediyoruz” mesajını verdi.
1. Prof. Dr. Nuri Karadurmuş kimdir, kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
Ben Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı ve uzun yıllardır kanser tedavisi, kanser araştırmaları ve onkoloji eğitimi alanında çalışan bir hekimim. Mesleki hayatım boyunca hem klinik uygulamalara hem de bilimsel üretime katkı sunmayı, hastalarımızın yaşam kalitesini artırmayı ve ülkemizde onkoloji hizmetlerinin gelişimine destek olmayı temel hedef edindim.
2. Kanser alanına nasıl bir yönelim gösterdiniz? Sizi bu alana çeken özel bir vaka ya da kişisel motivasyon oldu mu?
Onkoloji, hem bilimsel olarak çok hızlı gelişen hem de insani tarafı çok güçlü bir alan. Tıpta beni en fazla etkileyen taraf, bir hastanın zor bir hastalıkla mücadelesinde ona hem bilimsel hem de insani açıdan katkı sunabilme imkânıydı. Kariyerimin erken dönemlerinde tedaviyle yaşamı değişen hastalarım bu alana olan ilgimi kalıcı hâlde pekiştirdi. Bir hekimin, bir insanın hayatına bu kadar doğrudan dokunabilmesi çok güçlü bir motivasyon.
3. “Kanserlerin üçte biri sağlıklı yaşamla önlenebilir.” ifadesi sizinle yapılan bir haberde yer almıştı. Bu bağlamda Türkiye özelinde hangi davranış ya da risk faktörlerinin öncelikli olduğunu düşünüyorsunuz?
Türkiye’de öncelikli risk faktörlerinin başında sigara geliyor. Akciğer kanserinin %80’inden fazlası doğrudan sigarayla ilişkilidir. Bunun yanında obezite, fiziksel inaktivite, sağlıksız beslenme, fazla kırmızı et tüketimi, güneş maruziyeti ve HPV ile ilişkili kanserlere karşı düşük aşılanma oranları diğer önemli faktörler. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla pek çok kanser türünün gerçekten önlenebilir olduğunu artık çok iyi biliyoruz.
4. Erken tanı ve tarama programlarının önemi üzerine görüşlerinizi alabilir miyiz?
Kanserle mücadelede en güçlü aracımız erken tanı. Meme kanseri, kolorektal kanser ve serviks kanserinde düzenli tarama yaşam süresini belirgin şekilde uzatıyor. Türkiye’de KETEM yapılanması güçlü ancak katılım oranlarını artırmamız gerekiyor. Tarama testlerine erişimin kolay olması kadar toplumun bu testlere güven duyması da çok önemli.
5. Klinik tedavi alanında immünoterapi ya da hedefe yönelik tedaviler alanında özellikle son yıllarda hangi büyük gelişmeleri gözlemlediniz?
Son on yılda immünoterapiler birçok kanser türünde oyunun kurallarını değiştirdi. Akciğer kanserinden melanoma, böbrek kanserinden bazı gastrointestinal tümörlere kadar çok geniş bir yelpazede hem yaşam süresi hem de yaşam kalitesinde büyük kazanımlar görüyoruz. Hedefe yönelik tedaviler ise tümörün genetik profilini tespit ederek kişiye özel tedavi yaklaşımını mümkün kıldı. Bugün artık birçok hastamızda klasik kemoterapinin yan etkilerini görmeden daha seçici ve daha etkili tedaviler uygulayabiliyoruz.
6. Toplumda hâlâ yaygın olan “kanser = ölüm” algısının kırılması için neler yapılabilir? Sizin hastalarınızdan bunu destekleyen örnekler paylaşabilir misiniz?
Bugün kanser artık kronik bir hastalık hâline gelebiliyor. Bazı hastalarımız 5 yıl, 10 yıl, hatta daha uzun süre normal yaşamlarına devam edebiliyor. Özellikle hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapilerle tedavi ettiğimiz hastalar arasında, tanısı konulduğunda ileri evrede olan ama bugün aktif iş hayatına dönen, çocuk büyüten, sosyal hayatına devam eden çok sayıda kişi var. Bu başarı hikayelerini daha görünür kılmak toplumdaki algıyı değiştirmek için çok değerli.
7. Kanser tedavisinde hasta yakınlarının rolü ve desteğinin hastalık süreci üzerindeki etkilerini nasıl gözlemliyorsunuz?
Hasta yakını desteği tedavinin ayrılmaz bir parçası. Moral, motivasyon, ilaç uyumu, beslenme ve günlük aktiviteler gibi konularda güçlü bir aile desteği tedavi başarısını doğrudan artırıyor. Hastanın yanında güven veren bir sesin olması tedavi sürecini hem fiziksel hem psikolojik olarak daha dayanılır kılıyor.
8. Sigaraya bağlı kanserler özellikle akciğer kanseri gibi türler hâlâ öncelikli risk grubunda. Bu konuda Türkiye’de farkındalık ve önleme açısından durum nedir?
Türkiye sigarayla mücadelede geçmişte önemli adımlar attı. Ancak son yıllarda özellikle gençlerde kullanım yeniden artış gösteriyor. Elektronik sigaralar da yeni bir tehdit olarak karşımızda. Akciğer kanseri hâlâ en çok ölüme neden olan kanser. Bu nedenle sigarayı bırakma programlarının güçlendirilmesi, genç yaşta farkındalık eğitimleri, kapalı alan denetimlerinin artırılması büyük önem taşıyor.
9. Son yıllarda kanser tedavisinde öne çıkan ‘akıllı ilaç’ uygulamaları klasik kemoterapi yöntemlerine kıyasla hastalara nasıl bir avantaj sağlıyor? Bu ilaçlar hangi kanser türlerinde daha etkili sonuçlar veriyor?
Akıllı ilaçlar tümörün genetik zayıf noktasını hedeflediği için kemoterapiye kıyasla daha seçicidir. Yan etkileri genellikle daha hafiftir. Saç dökülmesi, bulantı, kemik iliği baskılanması gibi sorunlar daha az görülür. Özellikle akciğer kanseri, meme kanseri, melanom ve bazı hematolojik kanserlerde çok etkili sonuçlar elde ediyoruz.
10. Uzun süreli hayatta kalma oranlarında ve yaşam kalitesi perspektifinde gelinen nokta sizin için tatmin edici mi? Gelecek 5-10 yıl için beklentileriniz nelerdir?
Bugün birçok kanser türünde sağkalım oranları dramatik biçimde arttı. Gelecek 5-10 yılda daha da kişiselleşmiş tedaviler daha güçlü immünoterapiler ve kombine biyoteknolojik yaklaşımlarla bu başarıların artacağını öngörüyorum. Likit biyopsi gibi yöntemlerle hastalığı çok erken dönemde yakalayabilmek de önemli bir dönüşüm yaratacak.
11. Son zamanlarda Rusya kanser aşısı ürettiğini açıkladı. Küba’da da aşı olduğu biliniyor. Bu ülkelerdeki aşıları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu aşılar genellikle terapötik yani tedavi amaçlı geliştirilen yaklaşımlar. Bazı tümörlerde belirli alt gruplarda kısmi etkiler bildirilmiş olsa da bugün için bu aşıların klasik onkolojik tedavilerin yerini alabilecek düzeyde evrensel ve güçlü olduklarını söylemek mümkün değil. Ancak immünoonkolojinin gelişimi açısından her çalışma değerlidir. Daha geniş ölçekli, bilimsel verilerle desteklenen araştırmalar görmek gerekir.
12. Son olarak kanserle mücadele eden bireylere ve yakınlarına bir hekim olarak hangi mesajı vermek istersiniz?
Kanserle mücadelede en önemli şey umudu kaybetmemektir. Bugün tıbbın sunduğu olanaklar her zamankinden daha güçlü. Erken tanı, doğru tedavi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla birçok kanser türü kontrol altına alınabiliyor. Hastalara ve yakınlarına mesajım şudur: Yalnız değilsiniz. Hekimler, sağlık çalışanları ve bilim insanları olarak sizinle birlikte mücadele ediyoruz.
Röportaj: Hakan ERDEM