RÖPORTAJLAR:
hakaner6060@gmail.com
BLOG
Hakan Erdem | Gazeteci - Yazar Toplumların garip bir huyu vardır: Nitelikli olanı değil vasat olanı baş tacı ederler. Bilimde, sanatta, siyasette ve akademide hep aynı manzarayla karşılaşırız. Gerçekten donanımlı, farklı bir bakış açısı getiren insanlar görmezden gelinir sıradan olan ise kolayca yükselir. Filozof Schopenhauer, bu çelişkinin nedenini insan doğasında arar. Ona göre zekânın toplumda alkışlanacağını düşünen kişi hâlâ hayatın gerçeklerini öğrenememiş bir acemidir. Çünkü insanların büyük çoğunluğu, üstün nitelikleri kıskançlık ve öfkeyle karşılar. Kendinden farklı ve zeki birini gördüklerinde bilinçdışı bir şekilde kendi yetersizliklerini hatırlarlar. Bu rahatsızlık da onları içten içe huzursuz eder. Toplum, güç ve servete saygı gösterir ama zekâya asla. Zenginlik övünç kaynağı olabilir, mevki alkışlanabilir ama zekâ ya görmezden gelinir ya da kibir olarak yaftalanır. Tarih sayfaları bunun örnekleriyle doludur; Galileo gerçeği söylediği için susturuldu, Van Gogh bir tek tablo satamadan öldü, Kafka’nın eserleri ölümünden sonra değer buldu. Vasat olan ise bambaşka bir avantaja sahiptir. Çevresine ihtiyaç duyar. Bu yüzden daha uyumlu daha sevecen ve daha alçakgönüllü görünür. Toplum da böylesini kolayca bağrına basar. Kısacası vasatlık hızlı yükselir, nitelik ise geç fark edilir. Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var: Vasat olan bugünün alkışını toplar nitelikli olan ise yarının tarihine adını yazar. Bugün görmezden gelinen değer yarının ölümsüzlüğünde ışıldar. Çünkü vasatlık günü kurtarır nitelik zamanı aşar.
#liyakat