RÖPORTAJLAR:
hakaner6060@gmail.com
BLOG
Bazı klipler müziğe eşlik etmekle kalmaz görüntüler, semboller ve kelimeler üzerinden bir düşünceyi izleyicinin zihnine taşır. Mabel Matiz’in “Ha Leylim” klibini izlerken benim dikkatimi çeken de bu oldu. Şarkının müzikal başarısından veya sanatçının özel hayatından söz etmiyorum. Benim baktığım yer başka: Bu klip hangi ilişki biçimini hangi kültürel kavramlarla yan yana getiriyor?
O Bakışlar Tesadüf mü?
Klipte erkek karakterler arasındaki uzun ve anlam yüklü bakışmalar dikkat çekiyor. Kamera bu anları geçip gitmiyor, yakın plana giriyor ve izleyicinin o duyguyu fark etmesini sağlıyor.
Sinema dilinde bakış güçlü bir anlatım aracıdır. “Ha Leylim”deki erkek erkeğe bakışmalar da sıradan bir karşılaşmanın ötesinde romantik ve eşcinsel bir yakınlık izlenimi oluşturuyor. Üstelik bunu klibin diğer görsel tercihleriyle birlikte değerlendirdiğimizde LGBT temasının arka planda bırakılmadığı özellikle görünür hâle getirildiği kanaati güçleniyor.
Benim asıl dikkatimi çeken noktalardan biri şarkıda geçen “helalim” kelimesi. Bu kelime Anadolu kültüründe sıradan bir hitap değildir. Eşi, evliliği ve kadın ile erkek arasındaki meşru birlikteliği çağrıştıran güçlü bir anlam taşır.
Bir tarafta “helalim” deniliyor diğer tarafta erkekler arasındaki romantik yakınlığı çağrıştıran görüntüler gösteriliyor.
O hâlde burada şu soruyu sormak gerekiyor:
Kültürel hafızamızda kadın ile erkek arasındaki meşru birlikteliği çağrıştıran “helalim” sözü, erkek erkeğe romantik yakınlık görüntüleri üzerinden farklı bir ilişki biçimine mi taşınıyor?
Sanatçının niyetini bilemem. Ancak görüntüyle kelimenin birlikte oluşturduğu anlamı sorgulamak gerekir. Bana göre burada geleneksel bir kavramın LGBT ilişkilerinin görünürlüğü ve normalleştirilmesi yönünde yeniden yorumlandığı izlenimi ortaya çıkıyor.
Şarkıda aşk, özlem, hasret ve kavuşma duygularını çağrıştıran bir dil kullanılıyor. Bunlar Anadolu’nun sevda anlatısının güçlü unsurlarıdır. Klipte ise bu duygular erkekler arasındaki bakışmalarla birlikte sunuluyor. Böylece aşkın ve özlemin muhatabı da görüntüler aracılığıyla farklılaşıyor.
Bu anlatım klibin finalinde daha belirgin bir hâl alıyor. İki erkek karakterin birbirlerine bakarak şarkıya eşlik etmeleri ve birlikte dans etmeleri önceki sahnelerde oluşturulan romantik yakınlık çağrışımını finalde yeniden pekiştiriyor. Böylece erkek erkeğe ilişkinin temsili birkaç bakışla sınırlı kalmıyor, klibin kapanışına taşınarak izleyicinin zihninde daha güçlü bir iz bırakıyor.
Ben bu final tercihinin tesadüfi olmadığını düşünüyorum. Şarkının aşk ve özlem diliyle iki erkek karakterin karşılıklı bakışarak dans ettiği görüntüler birleştiğinde eşcinsel ilişkinin klibin görsel anlatısında açık biçimde öne çıkarıldığı yönündeki okuma daha da güçleniyor.
Bir klipte sözü görüntüden ayıramazsınız. Kamera kimi gösteriyorsa izleyici sözü o görüntüyle ilişkilendirir. Hangi kelimenin hangi sahnenin üzerine geldiği, kimin kime baktığı ve kameranın nerede yakın plana girdiği anlam üretir. Bu nedenle mesele birkaç saniyelik bakışmadan ibaret değildir.
Ben insanların özel hayatlarını veya cinsel yönelimlerini tartışmıyorum. Eleştirdiğim nokta, LGBT temalarının popüler kültür aracılığıyla giderek daha görünür hâle getirilmesi ve toplumun geleneksel kavramlarıyla yan yana getirilerek normalleştirilmesidir.
Bugün birkaç saniyelik bir klip görüntüsü TikTok, Instagram ve YouTube üzerinden milyonlarca kez dolaşıma girebiliyor. Özellikle gençler bu görüntülerle tekrar tekrar karşılaşıyor.
Popüler kültürün etkisi de tam burada ortaya çıkıyor. Sürekli tekrar edilen görüntüler zamanla tanıdık, tanıdık olan da sıradan hâle geliyor.
“Ha Leylim”e bu nedenle birkaç dakikalık bir müzik klibi olarak bakmıyorum.
Bir tarafta Anadolu’nun sevda dili ve “helalim” gibi güçlü bir kültürel kavram diğer tarafta erkekler arasında romantik yakınlık izlenimi oluşturan görüntüler var. Üstelik bu görsel anlatı klibin sonunda iki erkek karakterin karşılıklı bakışarak şarkıya eşlik ettiği ve dans ettiği sahneyle belirgin biçimde tamamlanıyor.
Benim sorduğum soru açık:
Biz bir şarkı mı dinliyoruz yoksa geleneksel aşk dilimizin kavramları üzerinden farklı bir ilişki anlayışının kültürel olarak normalleştirilmesine mi tanıklık ediyoruz?
Mesele Mabel Matiz’den de “Ha Leylim”den de büyük. Asıl mesele popüler kültürün çocuklarımızın ve gençlerimizin değer dünyasını hangi görüntüler ve kavramlar üzerinden şekillendirdiğidir. Buna aracılık eden sanatçının tercihleri de elbette eleştirilmeli ve sorgulanmalıdır.