RÖPORTAJLAR:
hakaner6060@gmail.com
BLOG
Hakan ERDEM | Gazeteci-Yazar
Bir çocuğun hayata bakışı, insanlarla kurduğu ilişkiler ve benimsediği değerler büyük ölçüde yetiştiği aile ortamında şekillenir. Çocuk, dürüstlüğü ilk kez anne ve babasının davranışlarında görür, saygıyı aile içindeki iletişimden, merhameti kendisine gösterilen duyarlılıktan öğrenir. Bu nedenle aile, çocuğun karakter gelişiminde en önemli eğitim ortamlarından biridir.
Ebeveynlerin çoğu çocuklarının iyi bir eğitim almasını ve başarılı bir geleceğe sahip olmasını ister. Ancak akademik başarı kadar ahlaki gelişimin de önemli olduğu unutulmamalıdır. Yüksek notlar alan bir çocuğun sorumluluk bilinci, empati yeteneği ve vicdani duyarlılığı gelişmemişse eğitim sürecinde önemli bir eksiklik var demektir. Çünkü gerçek eğitim, edinilen bilginin davranışlara ve insan ilişkilerine yansımasıyla anlam kazanır.
Çocuk yetiştirirken üzerinde durulması gereken önemli konulardan biri de sözlerimizle davranışlarımız arasındaki tutarlılıktır. Çocuğumuza dürüst olmasını öğütlerken günlük hayatımızda gerçeği çarpıtıyorsak, saygılı olmasını isterken başkalarına karşı kırıcı davranıyorsak verdiğimiz öğütlerin etkisi azalır. Çünkü çocuklar, kendilerine söylenenlerden çok çevrelerinde gördükleri davranışları örnek alırlar. Bu nedenle anne ve babaların çocuklarına kazandırmak istedikleri değerleri öncelikle kendi hayatlarında yaşatmaları gerekir.
Bu gerçeği anlatan küçük bir hikâye ailede verilen eğitimin insan hayatında nasıl derin izler bıraktığını göstermesi bakımından oldukça anlamlıdır.
Bir gün küçük bir çocuk, babasıyla birlikte eve dönerken yol kenarında oturan yaşlı bir adam gördü. Adamın taşıdığı poşetlerden biri yırtılmış, içindeki eşyalar yere saçılmıştı. Babası hiç tereddüt etmeden adamın yanına gitti, yere dökülenleri topladı ve poşetlerini evine kadar taşımasına yardım etti.
Yaşlı adam teşekkür ederken gözleri doldu.
“Evladım, bugün bana yaptığın bu iyiliği unutmayacağım.” dedi.
Küçük çocuk, eve doğru yürürlerken babasına dönüp sordu:
“Baba, o amcayı tanıyor muydun?”
“Hayır oğlum, ilk kez gördüm.”
“Peki, neden ona yardım ettin?”
Babası gülümseyerek cevap verdi:
“Çünkü oğlum, insanın iyilik yapmak için birini tanımasına gerek yoktur.”
Aradan yıllar geçti. Küçük çocuk büyüdü, kendi hayatını kurdu. Bir gün babası hastalanıp yatağa düştüğünde başucunda oturan oğluna şöyle dedi:
“Evladım, sana güzel bir gelecek bırakabilmek için çok çalıştım. Ama geriye büyük bir servet bırakamadım.”
Oğlu, babasının ellerini tutarak cevap verdi:
“Baba, sen bana servetten çok daha kıymetli bir miras bıraktın. Ben insanlara yardım etmeyi, karşılık beklemeden iyilik yapmayı ve başkalarının acısını hissetmeyi senden öğrendim. Senin bana bıraktığın en büyük miras, nasıl iyi bir insan olunacağını göstermendi.”
Bu hikâyede anlatıldığı gibi bir çocuğun hafızasında anne ve babasının söyledikleri zamanla unutulabilir ancak onların davranışlarıyla bıraktıkları izler bir ömür yaşayabilir. Çünkü değerler, sözlerle öğretilmekten çok davranışlarla gelecek nesillere aktarılır.
Unutulmamalıdır ki çocuk yetiştirmek geleceğin toplumunu şekillendirmektir. Sevgiyle büyüyen, sorumluluk bilinci kazanan, başkalarının haklarına saygı gösteren ve vicdani değerleri benimseyen bireyler toplumsal huzurun da güvencesidir.
Eğitim ailede başlar, okulda gelişir, toplumda karşılık bulur. Çocuklarımıza bırakacağımız en kıymetli miras, onlara kazandırdığımız sağlam bir karakter ve güzel bir ahlaktır.
#aile