RÖPORTAJLAR:
hakaner6060@gmail.com
BLOG
Bir çocuğun yaşama tutunabilmesi için uzatılan yardım eli bir annenin gözyaşını dindirmek için yapılan bağış bir ailenin çaresizliğine ortak olmak için gösterilen fedakârlık… Bütün bunların temelinde insanın vicdanı ve merhameti vardır. Kimi zaman hiç tanımadığımız bir çocuğun yaşaması için kendi ihtiyaçlarımızdan vazgeçer, hiç görmediğimiz bir ailenin acısını yüreğimizde hissederiz. Çünkü bizi birbirimize bağlayan en güçlü değerlerden biri, zor zamanlarda birbirimize duyduğumuz güvendir. Ne var ki son dönemlerde kamuoyuna yansıyan bazı olaylar insanların en temiz duygularının nasıl istismar edilebildiğini bir kez daha gösterdi.
Hakan ERDEM | Gazeteci-Yazar Sanat dünyasından sosyal medya fenomenlerine kadar geniş kitlelere ulaşan bazı isimler hakkında yürütülen soruşturmalar, toplumda ciddi bir hayal kırıklığına neden oldu. Elbette hukuki süreçler tamamlanmadan kimse hakkında kesin hüküm vermek doğru olmaz. Ancak insanların vicdanına ve merhametine seslenerek kazanılan güvenin kişisel çıkarlara alet edilmesi ihtimali bile üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir meseledir. Bir annenin çaresizliğini, hasta bir çocuğun yaşam mücadelesini veya zor durumdaki bir ailenin acısını kullanarak insanların güvenini kazanmak, ağır bir vicdani sorumluluğu da beraberinde getirir. Çünkü o çağrıya karşılık veren insanlar, kimi zaman kendi ihtiyaçlarından vazgeçerek yardım eder. Bir emekli maaşından, bir işçi alın terinden, bir çocuk ise kumbarasındaki harçlığından paylaşır. Böylesine temiz duyguların istismar edilmesi insanların parasından önce iyiliğe olan inancını tüketir. Bunun en ağır bedelini ise gerçekten yardıma muhtaç insanlar öder. Bugün ülkemizde SMA ve DMD gibi ağır hastalıklarla mücadele eden, tedaviye erişebilmek için destek bekleyen çocuklarımız var. Evlatlarının sağlığı için mücadele eden ailelerin umutlarına ortak olmak hepimizin insani sorumluluğudur. Ancak yardımlarımızı resmî izinleri bulunan, güvenilirliği doğrulanabilen ve hesap verebilir kampanyalar aracılığıyla yapmalıyız. Üstelik iyilik yapmak için sosyal medyadaki çağrıları beklememize de gerek yok. Belki yan dairemizde kirasını ödeyemeyen bir komşumuz belki çocuğuna okul çantası alamayan bir aile belki de sokağımızda kimseye derdini anlatamayan yaşlı bir insan var. Uzaklardaki ihtiyaç sahiplerine ulaşmaya çalışırken hemen yanı başımızdaki çaresizliği de görmezden gelmemeliyiz. Nitekim Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de “Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder...” (Nahl suresi, 90. ayet) buyurarak iyiliğin ve yardımlaşmanın önemine dikkat çekmektedir. Yaşanan hayal kırıklıkları bizleri yardımlaşmadan uzaklaştırmamalı, daha bilinçli hareket etmeye yöneltmelidir. Bir çocuğun tedavi umudu bir annenin gözyaşı bir ailenin çaresizliği hiç kimsenin kişisel çıkarına dönüşmemeli. Çünkü bugün güvenini kaybettiği için yardım etmekten vazgeçen bir insanın uzatmadığı ele yarın bir çocuk yaşama tutunmak için ihtiyaç duyabilir. Unutmayalım, merhameti istismar edenler insanların güvenini sarsabilir ancak biz iyilikten vazgeçersek bunun bedelini hiçbir suçu olmayan ihtiyaç sahipleri öder.